Tel: 0216 550 50 08 E-posta: bykama.com@gmail.com

“KRAL İSTİYORSAN KRALİÇE OL!” (ELELE Dergisi Röportajı)

elele1KRALI MI İSTİYORSUNUZ?

Biri ‘mutlu ilişki’nin sırrını kulağınıza fısıldasa ve şöyle dese; “İş kadında bitiyor!” Kızar mısınız, kulak mı kabartırsınız? Derler ki; kralı istiyorsanız kraliçe olmak zorundasınız. Haydi buyurun buradan yakın şimdi!

“ELİNİZE GEÇEN ERKEK, TOHUMDUR, SİZ YETİŞTİRİN!” DİYOR KİŞİSEL GELİŞİM UZMANI KABULJAN MURZAEV. Bir de üzerine “Kadın iki defa doğurur; kendi çocuğunu ve kendi kocasını” diyor. Arkasından “Annelere büyük görev düşüyor; onların çocuklarını sonraki hayata hazırlaması önemli. Ailenin direği kadındır. Kadın aileyi çaktırmadan iyi yönetirse erkek de kadın da çocuklar da mutlu olur” deyiveriyor.

Daha buna benzeyen pek çok cümle söyledikçe, üzerime ne yalan söyleyeyim bir ağırlık çöküyor. Yani yanlış anlaşılmasın; bu huzur veren, inanılmaz pozitif, güzel yürekli insan değil elbette bende bu hissi yaratan ya da saçma bulduğumdan değil söylediklerini… Sadece ‘neden ben?’ tarzındaki bir sorgulama halinden. Bu tarz cümlelerdeki ‘kadın’lar ile ‘erkek’lerin yerini değiştirsek sanki rahatlayacağım. Ama olmazmış (gülme efekti giriyoruz buraya). İlişkimin iyi olması neden sadece ya da en çok bana bağlı olsun ki? Aslında bu sistem bana eski zamanlarda annelerimizin, büyükannelerimizin yaptıklarını hatırlatıyor ya da geleneksel toplumda yaşayan kadınların… Demek o yüzden onların ilişkileri yıllarca sürmüş, onlar hep mutlu olmayı bilmiş…
elele2‘Neden biz?’ sorusunun yanıtı ise yazının ilerleyen satır aralarında karşınıza çıkacak elbette, ama işin özü kadınlar daha akıllı. Bunu biz değil Murzaev söylüyor. Bu motivasyonla ilerlersek belki konuya vakıf olabiliriz… Belki de Murzaev’in de amacı bunu bize söylerken bize biraz gaz vermektir kim bilir?

‘Eskisi gibi uzun süreli ilişkiler neden yaşanmıyor; yaşansa bile ilişkilerimizde neden mutsuz, huzursuz oluyoruz, ilişkileri neden bu kadar hızlı tüketiyoruz, neden boşanmalar bu kadar arttı?’ gibi sorulara yanıt bulmaktı amacımız aslında. ‘SAKURA, Yeniden Doğuyorum’ kitabının yazarı Kabuljan Murzaev ile bir araya geldiğimizde yeniden doğmanın önce kendimizle ilgili olduğunu bir kez daha anlamamızın yanında, ilişkilerimizi güzelleştirecek olanın da yine kendimiz olduğunu idrak ettik. İdrak ettik etmesine ama uygulaması kolay mı? Denemekten zarar gelmez aslında. Önce insanın kendini bulması, kadının erkeğin doğasını iyi anlaması ve ardından nasıl bir ilişki istiyorsa onu kendi yaratması ile ilişkiler güzelleşebiliyor. Bu şekilde anlatınca basit gibi geliyor kulağa ne dersiniz? Ama biraz ipucuna ihtiyacımız var sanki…

 

ERKEKLER FARKLI, KABUL EDİN!

“İnsanın en büyük düşmanı kendisidir. Mutlu olmak mı istiyorsunuz? Bunu neden kendiniz yaratmıyorsunuz?” diyor Murzaev. İlişkide mutlu olabilmenin en büyük sırrını ise karşınızdaki erkeğin asla sizin gibi olmayacağını, sizin gibi düşünemeyeceğini kabul etmekten geçtiğini düşünüyor. ‘Kadın ve erkeğin yapısı farklıdır’ diye hatırlatarak biz kadınlara şöyle tavsiyelerde bulunuyor: “İşe önce erkekleri olduğu gibi kabul etmekle başlayın. Onun nasıl olmasını istiyorsanız biraz sabır göstererek, öyleymiş gibi düşünerek ve davranarak, öyle birini yaratın ve sonra onunla istediğinizi yapın. Unutmayın bunu kimse için yapmıyorsunuz, kendiniz için yapıyorsunuz. Mevkiler, paralar erkeklerin elindedir ama o erkekler bir kadının elindedir. O yüzden kadınlara çok görev düşüyor. Kadınlar bunun için üzülmesinler sevinsinler, çünkü yönetecek olan onlar, yön verecek olan onlar, gerçek erkeği gerçek kraliçeyi doğuracak olan onlar. Kadın varsa hayat vardır. Belli bir zaman kendinizden verdiğinizi düşünüyor olsanız bile verin, sonra kraliçe gibi yaşarsınız. Beş sene zorlanırsınız belki ama 40-50 sene mutlu yaşarsınız. Kralı istiyorsanız kraliçe olmak zorundasınız.”

elele3Şöyle bir durum söz konusu burada aslında Murzaev’e göre: “Doğanın yasası hep önce vereceksin sonra alacaksın şeklinde. Oysa insanlar hep alayım derdinde. Ama yok işte öyle olmuyor, önceden bir bedel ödeyeceksiniz. Sistem basit işliyor aslında; biraz ver daha çok al.” Ve ekliyor Murzaev; “Erkekleri adam yapmak için biraz çaba gerekir, bazen güç gerekir, sevgi gerekir, affetmek gerekir, şükran gerekir. Çünkü kadınlar ve erkekler kendilerini tanımıyor, önemli olan biz hem kadınlara kendini tanıtmayı öğretmeli sonra da erkeklere kadınları tanıtmayı öğretmeliyiz.”

 

DEĞİŞTİRMEYE ÇALIŞMAYIN

Kadınlar ve erkekler arasında günümüzde yaşanan anlaşmazlıkların ve çekişmenin nedenini ise şu şekilde açıklıyor: “Çünkü kadın erkeğe ‘benim gibi olacaksın’ diyor. Ama erkek başka türlü ve değişmesi zor. Peki erkekler nasıl bir kadın istiyor? Yumuşak huylu. Günümüzde hayat kadına ayakları üzerinde durmayı kendine egemen olmayı öğretti. Bu bir taraftan iyi, ama diğer taraftan kötü. Çünkü erkeğin doğası gereği ona çaktırmadan güçlü olduğunu hissettirmeniz de gerekiyor. Ama kadın artık ‘ben de güçlüyüm’ dedikçe erkeği olumsuz etkiliyor. Kadınlar günümüzde doğasının özelliklerinden sapıyor, bu durum ilişkilere de olumsuz yansıyor. Bu durumda savaş mı çıkartmalı peki? Bilin ki, o noktada kimse kazanmıyor. Kaybedecek olan ise iki taraf birden oluyor. Bu nedenle erkeğin kim olduğunu kadının ne olduğunu iyice öğrenmeliyiz.”

Yani kadın doğasından koptukça erkeği kendinden uzaklaştırabiliyor. Günümüzün güçlü duran, kimseye ihtiyacı olmayan kadınları aslında erkeklere çekici gelmeyebiliyor. Kendi doğanızı tanımak demişken… Kendi doğanızı tanımak işin en önemli detaylarından. Kendi doğasını tanımayan bir kadın ya da erkek kendi yeteneklerini ortaya çıkaramadığı için; mutlu olamıyor. Siz kendinizi, kendi doğanızı iyi tanıdığınızda kendinizi karşı tarafa iyi yansıtabiliyorsunuz. Karşı taraf da gerçek kişiliğinizi anlıyor. Kendinizi olduğunuz gibi yansıtırsanız daha çekici oluyorsunuz.

 

ÖNCE SİZ MUTLU OLUN

            Aslına bakarsanız, ilişkinizin yolunda gitmesi için, her şeyden önce siz huzurlu, keyifli, mutlu olmalısınız. Önce kendinizi bulun, kendinize yatırım yapın. Önce kendinizi yönetin sonra erkekleri yönetin. Kendinize iyi baktınız mı, kendinize tebessüm ettiniz mi, kendinize bravo dediniz mi? Öyleyse bunu karşınızdaki için de yapabilirsiniz.

Acaba mutlu olabilmek kolay da biz mi zorlaştırıyoruz dersiniz? Murzaev bu noktada diyor ki; “Bilinen bir felsefe var; cehennem de içinizde, cennet de. Basit bir teknik var mutlu olabilmek için. Moraliniz bozuldu diyelim. Geçmişe dönün! En sevdiğiniz filmi hatırlayın örneğin. Güzel şeyler gözünüzün önüne geldi mi? Çocukluk yıllarını hatırlayın, okulda yaşadığınız güzel anları, sizi çok heyecanlandıran zamanları… Size kahkaha attıran bir an seçin ve o ana odaklanın. Çünkü bedenin hücre hafızasında o an mutlaka vardır. Sadece beynimizin değil bütün hücrelerimizin hafızası var. İnsanın sağlıklı olmasını mutlu olmasını hatırlatacak anlar vardır, o anlara döndüğünüzde vücudunuz onu hatırlar ve o zamankiyle aynı hareketi yapar. Oysa insanlar geçmişe dönük hep negatif şeyler arıyorlar!”

Mutlu olabilmek bu kadar basitken zor olan bedenimizdeki hücre hafızamıza olumlu bilgileri kaydedebilmek galiba. Murzaev, bunun zaman istediğini söylüyor. “Bir şeyi olumlu hale getirmek için 21 gün gerekiyor. Sabitlemek için de 40 gün. Esas zor olan hayat değil, bizim kendimizi değiştirebilmemiz, olumsuzların yerine olumluları koyabilmemiz… Hayatı daha güzel hale getirmenin en güzel yollarından biri de seyahat etmek. İnsan uzaklara gitmese bile sadece sokağa çıkmak bile iyi gelir. Ayrıca, her gün, her saniye insan vücudunda 20 milyon hücre ölüyor. Onların yeniden aktif olması için yeni kitaplar, yeni dostlar, yeni manzaralar gerek. Hayat zor diyene, hayat daima zor olacaktır. Küçük şeylerin tadını çıkarın. Sevgi de çok önemli. Sekiz saniyede sevginizi başka insana yükleyebilmeniz mümkün! İşte böyle böyle basit adımlarla büyük şeyler yapabilirsiniz. Evet küçük şeylerden başlamalı. Güzel bir yöntem daha var; her gün bir iyilik yapmak. Yaptığınız iyilik titreşim olarak, vibrasyon olarak size geri döner. Bu dünyada her şey titreşimden oluşurken ne kadar iyilik titreşimi yollarsanız o kadar size dönüşü olur! Ve mutlaka sabah tebessüm ederek kalkın. Sabah kalkınca ‘yaşıyoruuuuuuuum’ diye bağırarak güne başlayın, emin olun o günün enerjisini depolamış olursunuz. Akşamları ‘çok güzel bir gün yaşadım, iyi ki ben varım’ deyin. Dedik ya, her yaptığınız şey hücrelere kaydoluyor, kaydolanlar da hiçbir zaman kaybolmuyor. Hayat yıllardan ibaret değil, yaşadığımız güzel anlardan ibarettir. Her bir yaşadığınız anın tadını çıkarın.”

 

BABANIZLA İLİŞKİNİZ NASIL?

Baba-kız ilişkisinin, kadın erkek ilişkisinin gidişatında ve kalitesinde önemli bir mihenk taşı olduğu söyleniyor. Kadının ilişkisi babasıyla olan ilişkisiyle nasılsa öyle ilerliyor. Babayla ilişki yolunda olmadıkça ilişki yolu kapanıyor. Babayla ara düzelince ilişkiler de yavaş yavaş yoluna giriyor. Babasıyla arasını düzelttikten sonra ilişkisi düzelen pek çok kadın var.